<!-- (C)2000-2010 Gemius SA - gemiusTraffic / ver 11.1 / Main page --> <script type="text/javascript"> <!--//--><![CDATA[//><!-- var gemius_identifier = new String('.Wzq8a9c2w3OBGCh4VajiHYZTDjBw3gdQbSrgZvKSs..r7'); //--><!]]> </script> <script type="text/javascript" src="http://www.magazinsel.com/site/img/gemius.js"></script> GENÇ MAGAZİNCİLERE TAVSİYELER… [ Köşe Yazısını Okuyun!.. - Magazin Portalı ]
PR AJANSLARI BEDAVA REKLAMA ALIŞTI!
Cenk ŞEFİK
 
NEDİR BU ACELE?
Yasemin ŞEFİK
 
ARILAR
Mustafa YILDIZ
 
DARA KÖYÜ'NDEKİ SAKLI HAZİNE
Ediz ALIÇ
 
ŞULE GÜRSES MAGAZİNSEL'DE
Şule GÜRSES
 
 
 
 
  Ana Sayfa | Magazin | Medya | Spor | Etkinlikler | Burçlar | Dış Haberler | Günün GüzeliYeni Yüzler |   Faydalı Linkler

 

 

 Menü

 Ana Sayfa
Nereye Takılıyorlar
Seçme Haberler
Yeni Yüzler
Etkinlikler
Günün Güzeli
Güncel Haberler
Magazin
Dış Haberler
Çok Okunanlar
Spor
Medya - Televizyon
magazin HABER ETİKETLERİ
 Faydalı Linkler
 Burçlar

 

 

 Üyelik

MGD'YE TEBRİK VE ELEŞTİRİ
Hakan SOLAKER
GENÇ MAGAZİNCİLERE TAVSİYELER…
Sevan ÇAMLICA

 

 

Haber Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi yazıp "Haberi Ara" butonuna basınız.

Sevanca

Sevan ÇAMLICA
Sevanca

 

GENÇ MAGAZİNCİLERE TAVSİYELER…

Aslında bu  tavsiye  veya  öğüt  verme  gibi konular  canımı  fena  halde sıkar. İnsan kendini, ununu elemiş, duvara  asmış  gibi  hissediyor. Her ne  kadar  kemale  ermiş bir durumda  değilsek  bile… Uzun zamandır böyle bir tavsiyeler   manzumesini  kaleme  almak niyetindeydim.. Şimdi  sırası  galiba.


Bu  tavsiyeleri  yapması  gereken  ağabeylerimizin  büyük çoğunluğu  terk-i  diyar  ettiler… Hayatta  kalanlar  ise  köşelerine  çekilmişler veya  face book'ta  zaman  öldürüyorlar… Bizim  jenerasyonumuzdan  arkadaşlarımızın bazıları hala  inatla  görev  başındalar.. Bazıları da  tüccarlıkla gazeteciliği bir  arada  götürmeye  çalışırken, diğerleride kredi  kartı mağduru olmamak  için cansiperane bir şekilde saldırıyorlar…


Yani  bunların büyük çoğunluğunun genç magazinci  arkadaşlara  tavsiyelerde  bulunmak  gibi ne  bir sorumluluğu var, ne de böyle bir misyonu yüklenmek  umurlarında.


Okullu  veya  alaylı onlarca genç adamın  eline  fotoğraf  makinesi  veya mikrofon tutuşturan  magazin müdürleri veya  şefleri, bu  çocukları kurtlar sofrasına  atarken, günün birinde yanında  çalıştırdığı  adamı  karşısına alıp hiçbir tavsiyede  bulunmaz. Sadece, "Yırt, parçala, haberi  getir" der. Haberi getirmek tamamda, bunun yolunu yordamını göstermezler. İki  kelimeyi  bir araya getiremeyen genç adam ise, ünlü  veya  ünsüz  sanatçı  milletinin karşısına  çıktığı  zaman haliyle  madara olur.


Sonuç olarak  Magazin kelimesi ve  bu  işi meslek haline  gelmiş  onca  insan kirlenir kamuoyu  önünde.. Magazin denildiğinde bazılarının  tüyleri  diken  diken  olur..  Fakat işin ilginç tarafı bu  genç çocuklar, sabahlara  kadar haber peşinde koşarken, barların kapısında itilip kalkılırken, hakarete  uğrarken, onları gecelere görev  uğruna  gönderen müdürleri veya  her neyse, sorumlu  oldukları zevat, barlarda, gece kulüplerinde ertesi  gün haber yapacakları  kişilerle  geyik  yapmakla meşguldur… Veya  kimisi  kredi kartının ekstresini  ödetmek, kimisi yeni  aldığı  evin  taksitlerine  yardımcı  olunmasını  istemek gibi  önemli  konularla  ilgilenmektedir.


Bunlar tüccar gazeteci tipleridir.


Ancak   içimizde o  kadar  çok namuslu ve mesleğinin  gereklerini yerine getiren  gazeteci  arkadaşımız var ki… Onları bütün  bu  söylediklerimden  tenzih  ediyorum.. Tabii bununla  birlikte  gerçek sanatçılarıda .


Şimdi  gelelim. Genç magazinci  arkadaşlarıma  vereceğim  altın  öğütlere… Dikkate  alırsınız  veya  almazsınız bilemem  orasını.. Bence her gece işe çıkmadan bir kere  göz gezdirin.. Faydasını  görürsünüz…

 


*Kariyerinize  artı  getireceğinizden  emin  olsanız bile yalan bir haber  yapmayın. Belki üstünüzdekiler kendi çıkarları doğrultusunda sizi bu  şekilde yönlendirebilirler. Ne  var ki  işin sonunda  kendileri zeytinyağı  gibi  su  üzerine  çıktıklarında siz iyot gibi açıkta kalırsınız. Olan size olur yani. Siz doğrusunu yazın, hatta  gerekirse doğru  olanı ilerde kendinizi  aklayabileceğiniz bir şekilde saklayın… Şimdi ki  teknolojiyle  bunu  yapabilirsiniz


*Dikleşmeden dik  durmayı  öğrenin… Nazik, saygılı, ancak haber  alırken  ısrarcı  olmanız gerekiyor. Sınırları ve  sabrı   zorlamadan da karşınızdakinden  istediğinizi  alabilirsiniz. Karşınızda ola ki,  alkolik,  uyuşturucu  müptelası veya  psikopat bir  sanatçı  veya  sanatçı  adayı  olabilir. O  anda  yerlerde  yuvarlanacak kadar kötü  olabilir. Bence  önce yerden kaldırın, sonra  fotoğrafını  çekin


*Cenaze törenlerinde  veya  hastanelik  olmuş  bir  ünlü  için haber yaparken, oraya  gelmiş  bir  başka  ünlüye, "bu  adamla  berabersiniz  diyorlar doğru mu, size 4x4  almış  aslı  var mı?"  gibi saçma sapan sorular  sormayın. Cenaze ve  hasta yakınını  üzdüğünüz  gibi  magazin  gazeteciliğinin de  içine  edersiniz.  Üzerinizdeki çok bilmişler "hazır gitmişken  şunu da öğren  " diyebilir.  Pratik olun, o konuyu daha  sonraya bırakın.


*Eğer gazeteniz veya  televizyonunuz size  her türlü finansal  olanağı  sağlıyorsa  diyecek bir  şey yok. Eğer sizi  kendi  halinize  bırakıyorsa, röportaj  yapmaya  gittiğiz bir  sanatçı  ile  bir restaurantta   veya  bir  cafede hesabı  ödemek gibi  bir salaklığa  asla  düşmeyin. Size bunun bir  maaşınıza  patlayacağı  kesindir. Neticede  bu  bir  iş  yemeğidir. "Delikanlılık" yapmanın  bir  alemi yok.  Ancak bağlı  bulunduğunuz kurum omurgalı  bir davranış  göstererek, "Bu  sanatçıyla yapacağın röportaj  için  yapılan her türlü masraf bizim tarafımızdan karşılanacıktır." derse, şanslı  adamsın.


*Magazin dünyasında işini  yaparken  sanatçı  ve  sanatçı  adayı, yapımcı ve prodüktör kaşeli   insanlarla  hiç  bir  ticari  ilişkiye  girmemen gerekiyor. Bu  insanlardan sana şöyle  teklifler gelebilir.. "Hem gazete ve TV'de ki  işini yürüt hemde bana  danışmanlık yap." Zayıf  bir  anında  buna  "evet" dediğin  zaman bitmişsin demektir.. Günün birinde  bağlı bulunduğun kurum seni  kapı  önüne  koyduğu  zaman sana o şaşaalı teklifleri yapan insanları yanında  bulamazsın.


Eğer böyle  bir teklif  kabul  ederek, daha  fazla  para  kazanmak  istiyorsan  önce  gazetecilik  elbiseni çıkarman  gerekiyor. Seni  o  şekilde  kabul  etmek  isteyen kim  varsa   o  zaman gidersin  çalışırsın. Bunu yaparken de eski kontaklarını ihmal  etmemen  gerekiyor. Yoksa  yeni  iş yerinde  kendini  üç  günde  kapı  önünde  bulabilirsin.


*Sır saklaman  gerekiyor. Sana  "Off  record"  olarak  söylenmiş  sözleri hiçbir  zaman  yazmamalısın. Ancak herkesin  bildiği konuları  üzerine  ekleyebileceğin şeylerde  varsa  aslanlar  gibi  yazabilirsin. Günün birinde başını  omzuna  yaslayarak,  "Cok mutsuzum  sevgilim beni  terk etti" diye salya  sümük ağlayan birisi  ertesi  gün, "sizin şu  muhabiriniz bana  sarkıntılık  etti" diye  bir  bok  atabilir fikrini,  hiçbir  zaman  aklından  çıkarma… Başındaki adam kadını  götürür, sende  işinden  gücünden  olabilirsin…


*İçki  içiyorsan  izinli  günlerine  denk  getirmende fayda var. Ancak  mutlaka  iş anında  kullanman gerekiyorsa  bir kadeh dışında  asla  içme… Veya  mutlaka  içmen  gerekiyorsa, elindeki  fotoğraf  makineni veya  mikrofunu bırak öyle  iç.  Maymun  olma  yani. Çünkü  iş yaptığın  insanların önemli  bir  kısmı keyf  vericilerle  kafayı  bulur  ve  son derece şık  giysilerle arzı  endam  eder. Kafalarının   güzel  olduğunu  anlamazsın  bile… Ne  var ki  sen, içtiğin 2  duble  rakı  ile  dağıtırsın yakan paçan  bir tarafa  gider.. Sonrada "Bu mudur  magazin  gazetecisi  vaziyetine bak" diye seninle  kafa bulurlar.


*Sahne  ve müzik dünyası,  genç ve  deneyimsiz bir  magazin gazetecisi  için son derece tehlikeli  bir  mecradır. Bu  tehlikeyi  sinema  ve  tiyatro  için  söylemiyorum. Sahne ve  müzik dünyasının şaşaalı, göz kamaştırıcı  dünyası genç  arkadaşlarımızın  bir çoğunu  olumsuz  bir  biçimde  etkiler. Rüyasında bile  göremeyeceği insanların  ve  ortamın  büyüleyici  etkisiyle  bir  anda  dumura  uğrayabilir. Bu  sarsıntıdan  kendisini  çabuk kurtarıp  kendisini sadece  işine verenler olduğu  gibi, gece hayatında masalara  çerez  olarak hayatını  bitirmiş epeyi  ağabeyleriniz, ablalarınız  vardır. Sağlam bir duruş ve  iyi gazetecilik peşinde  iseniz mesele yok. Bu  kirliliği  solumadanda  işinizi  yapabilirsiniz.


*Her  sabah  gazeteleri veya  gazetelerin  internet  sayfalarını tararken sadece  magazin haberlerine  takılmamanda  fayda  var. Siyaset, spor dünyada  ne  olup  bitiyor bunlardan da  haberin  olmak  zorunda. Hangi  tarafta  olursa  olsun  bir dünya  görüşünü  benimsemelisin. Veya,   "ben hiç birisine inanmıyorum."  demekde ayrı  bir  duruştur. Bunun  faydası  şudur; Röportaj  yaptığınız  sanatçı  milletine  arada bir  öyle  bir  soru  çakarsın ki  apışıp  kalır…Alın  size başlık,  alın  size  gündem… O her şeyi  çok  iyi  bildiğini  iddia  eden sanatçı  arkadaşımızın sırlarını bir  anda  yere dökersiniz… E tabii  bunu yaparken de  o  kişiyi  aşağılamamanız  gerektiğini  söylememe  gerek yok. Tevazuyu  elden  bırakmayacaksın..


*Yaptığınız bir  veya  çektiğiniz görüntüler nedeniyle başınız sık sık  derde girebilir. Habere konu olan kişi  kaykıla  kaykıla, "Senin  müdürünü tanıyom lan ben.. Bitiririm seni." diyebilir. Veya aynı konuma  giren bir  hatundan  okkalı  bir küfür de  yiyebilirsiniz… Yılmayın ve  asla karşılık vermeyin. İşinizi  yapın ve evinize  gidin keyfinize  bakın. Ertesi  gün işyerinize  gittiğinde  büyük bir  olasılıkla  başınızdaki  adam  sizi  çağıracaktır.. Büyük bir   ihtimalle yanında önceki  akşam  size  salvolar atan hatun  ve  adamı  görebilirsiniz… Burada olması  gereken  iki  seçenek  var:


1.    Başınızda  bulunan  adam ilkeli  bir  yönetici  ise sizden  olayı  dinler  eğer haklıysanız sizi  asla  ezdirmez. Çiçeklerle  kutularla  gelen bu  insanlara nazikçe gereken cevabı  verir. Bunu yapan bir  amiriniz varsa  korkmayın … Durmak yok..Yola devam..
2.    Eğer başınızda  omurgasız bir yönetici varsa işiniz zor. Tükürür gibi  bakar suratınıza ve  misafirini gönderdikten sonra size, "Bir daha  bu  insanlarla  ilgili  haber yapmayacaksın" der.


Gazetecilik yıllarımda  başımdan  geçen bir  olayı  anlatarak biraz daha  netleştireyim. Bir gün ünlü  bir sanatçıyla röportaj  yapmak  için  randevu  aldım. Fakat bu ünlü  sanatçı  her  defasında  randevusuna  gelmedi veya  oyaladı. Can sıkıcı  bir durum yani.  İşin  ilginç tarafı ise bu  sanatçı  yayın yönetmenimizin iyi bir  arkadaşı. Belki buna  güvenerek röportajı  sallayıp duruyor. Durumu  yayın  yönetmenimiz H. Fehmi  Ketenci'ye  anlattım.  O  günden sonra bu sanatçının haberleri  dergiye  girmedi. Fakat bu sanatçıyla Fehmi  ağabeyin  dostluğu  hep devam  etti.


Bu  sanatçının  albümü  çıktı. O yılların alternatifsiz  tek  dergisinde bir tek haberi  yer  almadı bu  sanatçının. Günlerden  bir  gün bir telefon  geldi  bana… Aynen  şöyle  söylüyordu.. "Sevancığım    o  günleri  lütfen  unutalım, sana  karşı  yaptığım doğru  değildi, Özür dilerim."  Olay daha  sonra  şöyle  aydınlığa  kavuştu. Bu  arkadaş  yayın  yönetmenimizle dost  olduğu  için  defalarca özür dilemiş. Fakat H. Fehmi  Ketenci'nin  sözleri  şu  olmuş, "Sen  bu  terbiyesizliği benim muhabirime  yaptın  ondan  özür dileyeceksin, bunu yapmazsan  bir tek  satırını  koymam." Evet sağlam duran, dik duran gerçek  bir  yayın  yönetmeni budur  işte…


*Samimiyet, arkadaşlık ve  paylaşım son  derece  insanı  duygular. Fakat bu  duyguları  sanatçı  milleti  ile dozunda  ve  yeterince  paylaşmazsanız günün birinde hüsrana  uğramanız  kaçınılmazdır. Yeni  yetmesinden  en eskisine  kadar, sahne  tozunu  yutmuş  kim  varsa  büyük çoğunluğu vefasızdır  gerçeğini  aklından  çıkarmayacaksın. Tabii  ki bunların  içinde  son  derece  düzgün,  kaliteli  insanlar  var… Toparlarsak, bunlarla  ailevi  sırlarını,  ilişkilerini, işyerindeki  olası  sorunları vs vs,  asla  paylaşmaman  gerekiyor. Gün  olur ki,   iyi niyetinle  anlattıkların bumerang  gibi  gelir  seni  vurur.


Yılbaşı, bayram ve  bazı   özel  günlerde  sepetler, çiçekler   gelir.. Genç ve  deneyimsiz  bile  olsanız,   eğer  iyi haberlerle  biraz sivrilmişseniz bu  özel  sepetlerden  size de gelebilir… Bir şişe  viski,  tıka basa kuru yemiş,  çikolata  falan.. Bunun bir  zararı yoktur.  Oturun  afiyetle  yiyin. Ancak   daha  sonra , "Senin bu fotoğraf makinen  eskimiş  yeni  bir  şey  alalım", "sen  hala  bu  külüstür  bir  arabaya  mı biniyorsun" veya "Sen evlen  oturma  odanı ben  yapacağım." Diye teklifler  gelmeye  başlarsa tehlike  sinyalleri  çalmaya başlamıştır. Bunları  kibarca elinin  tersiyle geri  itip  gazeteciliğini  yapacaksın.. Bunları kabul ettiğin  zaman  ise o  insanın  söylediklerini yapmak, "görme"  dediklerini  görmemek zorundasın… Zaten bir  süre  sonrada piyasada adının  nasıl  anılacağını  tahmin edersin.


Bütün  bunların hiç değilse  yarısını  uygulayabiliyorsan  mesele  yok. İyi  yoldasın  demektir.

Sevan ÇAMLICA adlı yazarımızın köşe yazıları bugune kadar 1565 defa okunmuştur.





 

 


KÜNYE
Bu site en iyi 1024*768+ çözünürlükte MS Explorer 5+ ile görüntülenebilir
www.magazinsel.com 
haber@magazinsel.com

Magazinsel.Com
Basın Ahlak İlkelerine uymaya söz vermiştir.
 "Magazinsel.Com" tescilli markadır.

 


magazin        << Ödüller >>
2004 - 2005 - 2006 - 2007
Yılın Magazin İnternet Haberi
Cenk Şefik / 5 Yıl 5 Ödül
Haluk Aktar Altın Objektif Ödülü
2008 / 2009 En Elite Magazin Portalı
 
Bubulino.ro Hosting Emlak 36
magazin