Ve İslâm karşıtı akım Türkiye'ye ulaştı.
Hem de savunucularının oldukça hararetli olduğu bir akım bu. Peki kim bunlar?
Türkiye'de örgütlenmiş bir gruptan bahsetmek mümkün değil. Şimdilik internet ve bazı kapalı gruplarda 'aynı fikri paylaşan insanlar' olarak yaşıyorlar. Günümüz siyasal ortamında konuşurlarsa çok fazla tepki alacakları için ya görüşlerini internetten ya da bölük pörçük tartışmalarda başlıklar halinde sıralıyorlar.
Yeni akımın en hararetli savunucuları eski komunist yeni merkez solcu yazarlar ve düşünürler. Tabi yüzlerce de başka sektörlerden insanlar.
İslâm karşıtı yeni akımdan bahsedebilmek için öncelikle dünyada neler olup bittiğini bilmek gerekiyor.
ABD başta olmak üzere Hollanda ve Danimarka'da açıktan Müslümanlara yönelen tepki yeni bir düşünce akımının da gelişmesini tetikledi.
Türkiye'de seçmen kitlesinin giderek daha merkezleştiği ve muhafazakârlaştığını gören sol görüşlü kanaat önderleri yeni bir bakışla ortaya çıkma zorunluluğu hissettiler.
Ya solcularda merkeze kayıp muhafazakarlaşacaktı, ya da daha agresif hareket edilecek ve kutuplaşma yaşanacaktı ki bahsettiğim grup ikincisidir.
Yeni akımın savunucuları; islâmın, insanları robotlaştıran tek düze hale getiren bir 'araç' olduğunu savunuyor.
Tırnak içinde 'ARAÇ'.
Dolayısıyla kapitalizm aslında gizliden gizliye Müslümanlığı destekliyor.
Patronlar, işçileri daha iyi kontrol altında tutabilmek için islâmı destekliyor.
İş kazaları, 'kader' olarak görülüp dava açmak ya da tazminat almak insanların aklına gelmiyor.
İşten çıkarılma 'Allah'ın takdiridir' diye normal karşılanıyor.
Ekonomik kriz, kıt kanaat yaşamaktan çekinmedikleri için Müslümanlara vız geliyor.
Tabi bu sırada cebini dolduran da atı alıp Üsküdar'ı geçiyor. Daha fazla detaylandırmıyorum. Buna benzer örnekleri var.
Dolayısıyla islâm karşıtı akım, yüce dinimizin, küresel kapitalizmin bir 'aracı' olduğunu iddia ediyor.
Bu işin ekonomik boyutuydu.
Bir de sosyal boyutu var. İsterseniz bunu da Oda tv yazarı Sait Çakır'ın yazısından alıntı yaparak anlatalım.
'…Asıl paradoks, inancı gereği üniversiteye giremediği için ulusça üzüldüğümüz gençlerimizin, tam da inançları yüzünden üniversitede herhangi bir bölümde okumasının mümkün olmamasıdır.
İslamcı bir öğrenci, nasıl Güzel Sanatlar fakültesinde okuyabilir; İslam'da resim çizmek, heykel yapmak 'putçuluk' ve şirk sayılmaktadır…
…İslamcı bir öğrenci nasıl senfoni, opera dinleyebilir; Klasik müzik, kökeninde kilise müziğidir.
İslamcı bir öğrenci, nasıl hukuk fakültesinde okuyabilir; İslam'da kadınlara erkeklerden daha az miras düşmekte, kadınların şahitliği erkeklere oranla daha değersiz sayılmaktadır….
İslamcı bir öğrenci, nasıl iktisat fakültesinde okuyabilir; iktisadın en temel konularından birisi faiz teorisidir...
İslamcı bir öğrenci nasıl tıp fakültesi'nde okuyabilir; insan biyolojisini, evrim teorisi olmaksızın kavramak mümkün müdür? Evrim teorisi, Kuran'da geçen yaratılış ayetleriyle uyum içinde olabilir mi?...'
İşte yeni akımın düşünce tarzı bu. Benim bir yargılamam yok. Görüşlerine katılmamakla birlikte kararı kendilerine bırakıyorum.
Kafirun sûresinde denildiği gibi 'senin dinin sana, benim dinim bana.'
Ama Müslümanların da bu konuda uyanık olmalarını tavsiye ediyorum.
M. Mustafa Yıldız
bendenizmustafa@gmail.com